ADOLİS KONUTLARI

Konut // 2008 // Ankara // 10000m²

Konutta Alternatifi Aramak...

Konut mimarlığın gündelik yüzü. Yaşamımızla mimarlığın, mimarlarla "diğerlerinin" buluşma noktası. Hepimizin içindeki mimarı yaşama geçiren, mimarları da ister istemez sıradan kullanıcıya dönüştüren bir alan. Yaşamımızın birçok boyutu konutun çevresinde biçimleniyor, kavramsallaşıyor. Konut sığındığımız, düşlerimizi, hüzünlerimizi paylaştığımız, anılarımızı biriktirdiğimiz mekân. Güvencemiz, kendimize çektiğimiz sınır, bıraktığımız iz, temsiliyet biçimimiz. Mimarlığın olduğu kadar gündelik yaşamın da sorunu, mimarların olduğu kadar sahiplerinin de gurur kaynağı.

Öte yandan sayısal ve fiziksel olarak kentin baskın yüzünü oluşturan konut, mimarlık tartışmalarında yeterince öne çıkmayan, mimarların da öncelikli temsiliyet alanını oluşturmayan bir yapı türü. Özellikle Türkiye gibi şehirleşme sürecini hızla tamamlamak zorunda olan bir ülkede konut niteliksel özelliklerinden çok niceliksel özellikleri ile öne çıkan, mimari özelliklerinden çok konumu, büyüklüğü, pazar değeri ile değer bulan bir yatırım ve kullanım nesnesi. Bir yandan geleneksel planlama anlayışımız öte yandan konuta yönelik kültürel kabuller Türkiye’de kendine özgü bir konut tipolojisinin oluşmasını ve yaygın olarak tekrar edilmesini getiriyor. Apartman ve toplu konut blokları, oluşabilecek alternatif yaşam biçimlerinden çok üretim ve tüketim kolaylıklarını esas alarak meşruiyet kazanıyor. Bu tekrar eden doku sadece konut planlarına ve kullanımına yönelik kısıtlar getirmekle kalmıyor, kentsel ölçekte oluşan çevrenin, dış mekânların ve konut aracılığı ile oluşan kimliğin de sıradanlaşması ile sonuçlanıyor.

Bu nedenle özellikle Türkiye ortamında konut mimarisinin araştırmaya dayalı olarak gelişmesi, sürekli tartışılması ve alternatif oluşturan örneklerin yayın aracılığı ile belgelenmesi özel bir önem taşıyor. Burada sunulan dört konut projesi de kendi bağlamsal verileri içinde alternatif tipolojilerin oluşturulmasına yönelik araştırma ve denemeleri temsil ediyorlar. Gerek çevrede gelişen dokuya oluşturdukları alternatif biçimlenmeleri, gerekse plan ölçeğinde sundukları çeşitlenmelerle geleneksel tasarım süreçlerinin zorlandığı bu örnekler birer mimari iddia olmaktan çok alternatifin araştırıldığı bir tasarım ortamı olarak algılanmalıdır.

Adolis: Avlunun Gücü

Ankara’da Eskişehir yolu boyunca gelişen yeni konut alanlarında sunulan plan koşulları alternatif bazı yaklaşımlara olanak tanımasına karşın toplu konut geleneğimizden gelen çok katlı yüksek blok anlayışı bu alanda da baskınlığını koruyor. Ortada dolaşım alanlarının olduğu iki ya da dört daireli planlar hem daire hem de kat bazında çoğaltılarak elde edilen bloklar arsa içinde uygun bir konuma çekilerek yerleştiriliyor, arada kalan alanlar da çoğunlukla standard bir peysaj düzenlemesi ile yeşil alan haline dönüştürülüyor.

Adolis konutları çoğu liseden sınıf arkadaşım olan bir grubun bir araya gelerek oluşturduğu konut kooperatifi için üretilmiş 28 daireden oluşan bir konut projesi. Arsanın daire karşılığı elde edildiği bu projede, çevredeki konutlarda tekrar edilen yüksek blok anlayışı yerine arsanın çeperlerini takip ederek ortada bir kentsel avlu boşluğu bırakan alternatif bir ‘yatay’ blok anlayışı denendi. Bu yaygın yapı biçimi konutların farklı dış mekan ilişkileri kurmasına olanak sağladı; yatay blok anlayışı konutların yarısının bahçe ile düz ayak ilişki kurmasına, geri kalan konutların da çatı katını özel bir mekân olarak kullanabilmesine olanak sağladı. Böylelikle her konut birimi bahçe ya da çatı da kendine ait bir dış mekanla bütünleşme şansına sahip oldu.

Bu projede aslında bir anlamda bağımsız konutla “apartman” olarak tipleşen konut dokusunun arasında, her ikisinin avantajlarını kullanan alternatif bir kurgu sınanmaya çalışıldı. Merkezi, içe dönük avlu hem ortak bir dış mekân, korunaklı bir kentsel alan, hem de konutların girişleri ile ana dolaşım elemanlarını barındıran bir sosyal donatı alanı olarak değerlendirildi. Böylelikle dış çeperde yer alan açık alanların neredeyse tümü konutların bireysel kullanımına tahsis edilebildi. Yatay blok kurgusunda geliştirilen Adolis konut projesindeki sosyal donatı alanı sadece iç avluyla sınırlı bırakılmadı. Spor alanı, kapalı havuz ve terasdan oluşan sosyal rekreasyon alanı da projenin önemli bir girdisini oluşturdu.

Adolis’de konut birimleri iki ana katla onlara eklenen bodrum ya da çatı katından oluşuyor. Birimlerin giriş katları yaşam alanlarına, üst katlar yatak odalarına ayrıldı. Bodrum ya da çatı katlar bir üçüncü kat niteliğinde olup konutlar bazında farklı özel kullanımlara ayrıldı. Projenin bir diğer özelliği de konut sahiplerinin yani kullanıcıların neredeyse yarısının önceden belli olması ve dolayısıyla konutların kurgusunun bireysel farklılaşmalara, böylelikle oda sayılarının ve iç mekân kurgularının değiştirilerek bireyselleştirilmesine olanak tanımış olmasıydı.

Çok katlı konut bloklarındaki cephe anlayışının alternatiflerin de arandığı projede yapı teknotiğini yalın bir şekilde vurgulayan bir cephe düzeni ve malzeme tercih edildi. Cephe açıklıkları, iç-dış mekan birlikteliğini sağlayacak oranlarda ele alınırken, yapının yatay kütle anlayışı tuğla cephe kaplamasının getirdiği renk ve dokuyla öne çıkarıldı.

Adolis bulunduğu bağlam içinde, yüksekliği ya da eklektik cephe artikülasyonları ile değil, yatay gelişimi, korunaklı kentsel avlusu, yaşamı dış mekana taşıma olanağı sunan konut çözümleri ve malzemenin doğrudan yapı teknotiğini vurgular şekilde kullanılmış olması ile ön plana çıkan, bir çok konutlu blok alternatifi olarak değerlendirilmelidir.