THE LOFT

Karma Kullanım // 2007 // İstanbul // 65000m²

Şişli’de otopark olarak kullanılan bir arsada çok amaçlı kullanıma yönelik bir yatırım öngörülüyordu. Ancak arsanın en ve boy oranlarının alışıldık ölçülerin dışında bir çizgisellik sunması oluşacak yapılaşmaya yönelik bazı sorunlar barındırıyordu. Bu sorunları aşmanın klasik, alışılageldik yaklaşımı yüksek bir bina yaparak arsanın belli bir noktasının tercih edilmesini neredeyse bir zorunluluk olarak sunuyor, yatırımcıyı yüksek blok yapmaya yönlendiriyordu. Birden fazla alternatifin geliştirildiği bu projede ise alçak ve alışılmadık ölçülerde lineer bir yapının denemesine girildi. Bu tercihe yönlenmenin nedenlerinden biri zemin alanını olabildiğince yoğun ve kamusal içerikli olarak kullanmak, diğeri ise oluşmuş kentsel doku içinde bu dokuyu ölçek ve dil olarak yönlendirecek bir müdahalede bulunma, bir anlamda kentsel bir dil sürekliliği oluşturma çabasi idi. Dört tarafı araç yolları ile çevrili arsada yapının merkezden yaklaşıma açılan uzun yüzeyi daha kamusal kullanımlara ayrılırken diğer yüzey üst katlardaki özel kullanımların girişlerine ve servis yaklaşımına ayrıldı. Zemin kullanımının ağırlıklı olarak alışveriş merkezine ayrıldığı yapıda zemin altındaki kotlara da ışık alabilecek biçimde cam bir örtünün yapıyı boydan boya sararak yere bağlanacağı, böylelikle dışarının içeriye taşınacağı bir şeffaflık etkisinin yaratılacağı “kentsel bir sera” oluşacağı varsayıldı. Bu tutum aslında giderek dış çevreden kopuk, kapalı kutular halinde ele alınan alışveriş merkezleri için alternatif bir mekan kurgusu anlayışına yönelik bir denemeyi de temsil ediyordu. Cam örtünün yapı yüzeyine tırmandığı alt katlar alışverişle ilişkili, yeme içme, spor merkezi ve benzeri kullanımlar için ayrıldı. Bu bölgenin üzerinde kalan alanlarda ise ağılıklı olarak küçük konut ve bir kent içi otelinin yer alacağı varsayıldı. Bir anlamda mega-sütrüktür olarak nitelenebilecek yapının ölçeğini kentin mevcut dokusu ile ilişkilendirmek üzere lineer blok içinde boşluklar oluşturulması, bu boşlukların konut ve otel kullanımlarının dış mekanları olarak da kullanılması öngörüldü. Yapının özelleşmiş çatı katında bir spor kulübu, yüzme havuzu ve yeme içme mekanlarının yer alacağı düşünüldü. Bir anlamda “yatay gökdelen” olarak nitelenebilecek bu yapı bir yandan alışılmışın dışında bir kentsel ölçek ve kurgu denemesini, öte yandan da çok amaçlı / işlevli yapıların barındırdığı biraradalığın, herbir işlevin geleneksel tipolojisi üzerindeki dönüştürücü etkisine yönelik deneme ve araştırmaları temsil ediyor. Benzer biçimde bu yapı da yatırımın koşullarının oluşmaması nedeni ile uygulama aşamasına gelmedi.